16 Kasım 2011 Çarşamba

Özlem

Uzun zamandır bir şeyler paylaşamadık.. Uzun zamandır kendimle paylaşamadığım gibi içimdekileri. Ne zaman elim kaleme, klavyeye uzansa dökülenler, özlem, boşluk ve sızı oluyor. İlk kez, ölümün o soğuk dedikleri eli bu kadar yakından dokundu bana. Konuşmayı, sarılmayı, duymayı çok çok çok özlemeyi öğrendim, ne yaparsam yapayım ulaşamayacağımı bilmeyi. Diğer tüm öğrendiklerim, evrenle birleşen, bir olan tamamlanan ruhumuzun huzuruna dair, hayata dair tüm bildiklerim boşlukta kaldı öylece. İki ay geçmiş üzerinden bugün, içimde duran aynaya bakmaya korktuğum iki ay.. Ama hayat korkularla, acılarla devam ediyor biliyorum.

Bir mısra takılmıştı aklıma, devamını okumaya korktuğum bir şiirden.
Şiirden daha çok anlatan bir şey var mı hissedilenleri diye düşündüm yine.
Biraz buğulu, biraz eski, gerçek bir ayna olup duran karşımızda. 

Cemal Süreyya...

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

özlem