1 Ağustos 2012 Çarşamba

İzmir Kukla Atölyesi


İki gündür İzmir Film Atölyesi’ndeyim. Pek keyifliyim. Kardeşim Burak sayesinde haberimin oldu etkinlikten. Burak, uzun bir süredir “stop motion” tekniğiyle kısa filmler çekiyor. Filmleri için mekanlar, figürler ve senaryolar hazırlıyor. İlk kukla deneyimimiz Sevgili’yle beraber Fimo hamuru kullanarak ve fırında fazla tutup kuklanın burnunu yakarak gelişmişti. Oysa bu etkinlik oldukça profesyonel ellerde, üstelik çok da zevkli.
Üç gün sürecek olan etkinliğin ikinci gününü devirdik bugün. Ne zaman başladık, nasıl geçti koca iki gün, hiç anlamadım. Özlem Akın yönetiminde, İzmir Film Atölyesi’nde toplamda 24 saat sürecek olan etkinliğimizde kukla yapımını öğreniyoruz.

Bilmeyenler, duymayanlar için öncelikle hocamız Özlem Akın’ı tanıyalım. Özlem Akın, 45. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde, Gemeinchaft adlı filmiyle, en iyi kısa film ödülünü almış genç bir yönetmen. Çek Cumhuriyeti’nin Prag’ında yaşıyor ve harika kuklalar yapıyor. Kuklalarını filmlerinde oynatıyor, satıyor, isteyene  öğretiyor. Belli dönemlerde İstanbul ve İzmir’de atölye çalışmalarına zaman ayırıyor.  Kuklalarındaki detayları incelemenizi tavsiye ederim. Bayılacaksınız…





İzmir Film Atölyesi; Konak’ta, çok hoş bir binanın içinde, sevimli bir atölye. Aşağıda gördüğünüz
binada tıpkı Film Atölyesi gibiuğraşlar, çizim yapan öğrenciler, resim atölyeleri var. Kısacası arayıp da bulamadığım, özlediğim ortamlardan.





Atölyemizin girişi:

Sabah 11:00’da başlıyoruz kuklalarımızı yapmaya. Önce kendi elimizden bir çizimle karakter belirleme, ardından çizimi baz alarak kuklanın hareket edebilecek iskeletini oluşturmak var. Sonra da detaylar. Detaylar diyerek geçiştirdiğime bakmayın. Bu detaylarla beraber üç gün içinde tek bir kukla yapacağız. Düşünün ki bir kukla yapmak çoğu zaman daha uzun günler sürüyor. Dökülen emek tartışılmaz.
Eh! Bizim kuklalarımız henüz çok amatörler, bebek adımlarıyla kişiliğe bürünmeye çalışma aşamasındalar. Aslında beklediğimden çok daha iyi görünüyor. Kostümleri tamamlanınca daha iyi görüneceklerinden eminim. Şimdi de bizim çalışmalarımızın bugüne kadar getirdiğimiz kısımlarına bir göz atalım.

Bilge'nin çalışması, senaryosu ve çizimleriyle kendi projesi üzerine:







Bu da benimki, bittiğinde şuh bir hatun olmasını planlıyorum:


Kuklam, hocamınzın yetenekli ellerinde:


Etkinliğe katılmadan evvel, kuklalarla ilgili bilgi sahibi değildim. Ayrıca öğrenme sisteminin nasıl olacağı ile ilgili bir fikrim de yoktu. Fakat olaya dahil olduğum an itibariyle kukla yapmaya başlamak, kendi elimden deneyimleyerek öğrenmek çok güzel bir eğitim yöntemi. Özlem Akın’ın uyumlu, naif, renkli kişiliği, sabırlı ve ilgili oluşu bu etkinliğe katılmanız için en büyük nedenlerden biri. Çok tatlı, kuklaları gibi sevimli ve çok yaratıcı bir insan.

Bu da ortamımız, Bilge'nin tatlı Şiva'sı, hem kendisi hem hamurdan Şiva:













İzmir Film Atölyesi ev sahiplerinden Sertaç Kasaplar da bu atölye çalışmasında bizimle birlikte. Bir yandan kukla yapmaya devam ettik bir yandan da hep beraber sinemadan, yönetmenlerden bahsetme fırsatı bulduk. Kukla dışında da ortamımız ve katılımcılar oldukça doyurucu ve hepsi de birbirinden güzel, üretim odaklı insanlar. Molalarda da köpüklü kahve keyifleri yaptık. Kahvelerimizin sunumları da oldukça hoştu.


Perşembe günü kuklalarımız ve kursumuz bitiyor. Cuma günü Kukla Stop Motion Animasyon Atölyesi üç günlük eğitimine devam edecek. Konuyla alakadar olmadığım için bu eğitime katılmayacağım fakat katılmak isterseniz 3 Ağustos 2012 Cuma gününe kadar vaktiniz var. İlgileniyorsanız kaçırmayın derim.

Bir de dönüş yolunda Karşıyaka sahilinde Kızılderilileri gösteri yaparken buldum. Sanırım kendi albümlerini satıyorlar ve küçük bir gösteri yapıyorlardı. Eh, onların kuklalarla alakası yok ama kostümleri bir kuklaya uyarlanabilir, neden olmasın.


Perşembe gününün ardından, kuklalarımızın bitmiş halini paylaşacağım. O güne kadar esen kalınız...

1 yorum:

Ozlem dedi ki...

İstanbul için takipte olacağım, aldığın keyfi hissettim yazdıklarınla...