Hasan Ali Topbaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan Ali Topbaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2012

Gölgesizler - Ümit Ünal


Hasan Ali Topbaş 

Hasan Ali Toptaş’ın Kayıp Hayaller Kitabından sonra karşıma ne çıksa beğenirim? Varlığından bile haberdar olmadığım, muhtemelen o dönemlerde yurtta olmadığım için gösterime girdiğinden ismini bile duymadığım “Gölgesizler” filmi. Hoş haberdar bile olsam Hasan Ali Toptaş ve kitaplarıyla henüz tanışmamıştım. Önce “Gölgesizler” kitabını okumuş olmayı tercih ederdim ama yurdumdan uzaklarda bu filmle karşılaşmak yeterince büyülü olduğundan filmi bir an önce izlemek için büyük bir heyecan duydum. İzlemeye koyulduk.


Film daha ilk dakikalarında beni içine almaya başladı ve filmin her karesinden büyük bir zevk aldım. Kitabı okumuş olsaydım, muhtemelen ayrıntıların tam anlamıyla uyarlanmış olmasını isteyecektim ve dikkatim hep kitaba kayacaktı ama böyle bir şansım yoktu. Bu yüzden sadece bir sinema filmini kitap tadında izlemiş oldum. Oyuncular tek tek dökülmeye başladıklarında her seferinde ayrı ayrı keyiflendim. Çünkü filmin harika bir kadrosu var. Önce Taner Birsel, sonra da ta Sağır Oda dizisinin Oğuz Bey karakteriyle tanıyıp sevdiğim Hakan Karahan çekti dikkatimi. Diğerlerini tek tek saymayayım çünkü oyuncuların neredeyse tümünü seviyorum desem yalan olmayacak. Hakan Karahan’ı sevmekte hiç haksız değilmişim. Açtım Wikipedia’yı film hakkında neler var neler yok okuyayım dedim. Çok da iyi etmişim. Gördüm ki bu Hakan Karahan Türk yazarların eserlerini sinemaya uyarlamak üzere “Narsist Film” adında film yapım şirketi kurmuş. Üstelik “Kayıp Hayaller Kitabı”nın da film haklarını satın almış. Çok sevindim. Umarım çekilecek diğer filmler de bu film kadar başarılı olur.


Güzel bir Türk filmi yapılır da o film hak ettiği değeri görür mü? Görmemiştir, sanmıyorum. Yoksa bu filmi şimdiye dek defalarca insandan duymam gerekirdi. Bir sürü olumsuz eleştiriler de almış; alsın, olsun.  Bence çok keyifli, çok güzel bir filmdi. Yapanı, yazanı ve yöneteni -ki yönetmeni Ümit Ünal-gönülden tebrik, takdir ediyorum. Ben bu filmden çok keyif aldım, sağ olsunlar, var olsunlar, yok olmasınlar. Bol bol güldüm, tam gülerken zınk diye üzülüverdim, sonra buruk buruk gülmeye devam ettim. Filmin bir yerinde Hasan Ali Toptaş’ı görünce nedense hayret de ettim. 


Hakan Karahan’ın uzunca konuştuğu ve devlet dairesini anlattığı kısımları Kafka anlatımları ile özdeştirdim.


Filmdeki at sahnesini pür dikkat izledim ve çok ilgi çekici buldum. Eleştirilerden şu kısmı da beğendim o yüzden eklemeyi uygun gördüm. Alıntı “wikipedia”dan:
Sinema.com yazarı Turgay Özçelik, Gölgesizler'i Çağan Irmak'ın yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını yaptığı Ulak filmi ile karşılaştırarak şu şekilde konuşmuştur:
“Çağan Irmak bütün ağırlığı senaryonun dramatik yönüne verirken, hikâyedeki fantastik ve gerilim öğelerini aynı ölçüde hikâye içerisinde yerleştiremiyordu. "Gölgesizler"de ise, hem öykünün dramatik yönü, hem de fantastik ve gerilim kısmı uyumlu bir bütünlük sergiliyor... Film bir yandan gerçek ötesi bir aleme gönderme yapıp, oradan kazandığı gerilim ile beslenerek, bir yandan da gerçek dünya ile arasında paralellikler kuruyor. "Gölgesizler" fantastik bir yapı kurdukça, gerçeklikten uzaklaşmak yerine, kurduğu alegori ile tam tersi ona yaklaşıyor.”
Filmin sonunda Candan Erçetin’in ilk kez duyduğum şarkısını da merak ettim. Şarkı filmle hem uyumlu hem de güzel bir şarkı olmuş. Filmin sonunda dinlemek ve ilk kez dinliyor olmak tüylerimi ürpertti. Söz ve müziği kendisine ait olan “Ben Kimim” şarkısını Candan Erçetin bu film için yapmış ve şöyle söylemiş:
“Bir filme şarkı yazmak bir edebiyat eserinin hikâyesini bir şarkıda toplamak benim için yepyeni bir deneyim oldu. ”Gölgesizler” filmi zamansız ve mekansız bir anlatıma sahip bu bakımdan her devir insanın ruh haline uyuyor”.
Ne hoş…
Ebru

18 Şubat 2012

Hasan Ali Toptaş - Kayıp Hayaller Kitabı


Dümdüz yaşarken, ne kadar dolu bir hayat içreyiz oysa. An’ımızda geçmişimiz, geleceğimiz saklı. Bazen bir şey anlatmazmış gibi görünen parça parça bir film, bazen bölünmeden devam eden iç içe öyküler dizisi gibi bu hayat. Bir insan, koca bir dünya demek. Bu dünyayı yorumlamak kendi bakış açımızı aktarmak ne kadar da zor. Bizler çoğu zaman, kitap yazmak için çok ilginç bir konuya ihtiyacımız olduğunu düşünürüz. Oysa bir bakış, dümdüz bir hayatı okunası kılmaya yeter de artar. Bunu sade diliyle kanıtlayan bir yazar Hasan Ali Toptaş.

Bu kitabın ilginç bir tarzı var. Tüm yalınlığıyla somut bir şeyler anlatılırken bir anda gözlerimi soyut bir tabloya çevirmişim gibi hissettim. Kitaptaki dede ile hiç benzemediği halde sıkça dedemi hatırladım. Fotoğrafları düşündüm, köy evlerini, çocukluğumu, çocukluğun garip hayallerini ve yaşlanmayı… yaşlandıkça geçmişe dönen düşüncelerin ayırdına vardım. Ne güzel bir kitaptı. Yoğun bir dönemime denk gelmemiş olsaydı ve kesintisiz okuyabilseydim belki farklı bir haz alırdım, fakat zaman zaman okuyup bırakmak, içeriği benim için başka güzel kılmıştır mutlaka. Herkese okuyun diyeceğim bir kitap değil Kayıp Hayaller Kitabı. Neresinden tutup anlatmak gerektiğini de bilemiyorum. O yüzden yazmayacağım, konuyu anlatmayacağım.

İlk kez okuduğum yazar için bu kitap güzel bir başlangıç oldu. Blogumuzda yorum yazısı yazarak Hasan Ali Toptaş’ı öneren adsız bir okuyucumuza ve fafatuka’ya çok teşekkür ederim. Önerdiğiniz bir başka yazarın ikinci kitabına geçtim bile…

Ebru