28 Haziran 2012 Perşembe

Patti Smith-Çoluk Çocuk


60’lı yılların sonunda, zor şartlarda, sanatla yoğrulmanın ve rock'n roll sevgisinin kitabı Çoluk Çocuk. Kitabı okurken yaratma hevesim, üretme isteğim ayyuka çıktı. Onların hayatını okurken hiçbir şey yapmıyor oluşuma, kendi hayatıma hayıflandım. Ben de evimde oturup, Patti’nin şarkıları eşliğinde en azından kitap hakkında yazarak bu kadarını yapmış olmayı istedim.

Patti Smith’in cesaret dolu hayatı, Robert (Mapplethorpe) ile tanışmasıyla büyük bir anlam kazanıyor. Smith’in Robert’la birlikte dolu dolu ve sanata adanmış hayatını kitaplaştırmasının nedeni de Robert’a vermiş olduğu söz. İyi ki bu sözü tutmuş ve bizim de ucundan da olsa merakımızı gidermiş. Aslında merak gidermeden de öte kitabı okumak çok keyifliydi. Dili, içeriği ve akıcılık açısından okumaya değer bir kitap. 

Sanat için şöylediyor Patti Smith;

"...sanat Tanrı'yı söyleyen bir şarkıdır ve nihayetinde yine O'na aittir."

Bu sözü çok sevdim, sanat ne güzel şey!

"Kendimizi Sons of Liberty (Özgürlük Çocukları) gibi görüyorduk; misyonumuz rock’n roll’un devrimci ruhunu korumak, savunmak ve yansıtmaktı. Hayatta kalmamızı sağlayan müziğin ruhani bir açlık  tehlikesiyle karşı karşıya endişeleniyorduk. Amacını kaybetmesinden , şişman ve zengin ellerle düşmesinden, gösteri dünyasının bataklıklarında debelenip durmasından, maddi kaygılardan ve ruhsuz teknik karmaşıklıktan dolayı yitip gitmesinden korkuyorduk. "

Bunlar ne güzel ve ne kadar anlamlı korkular öyle değil mi?

Smith’in şiir sevgisi ve Rimbaud kitabını sürekli yanında taşıması, hayatının belirli noktalarını Rimbaud ile özdeşleştimesi çok hoş bir ayrıntı. Bu bağlılık ve onu Rimbaud’un müze ziyaretine kadar götüren manevi yolculuklarından ister istemez okuyucu da etkileniyor. Kitabı okurken Patti’nin hayatının neresinden müziğe bulaşacağı konusunu merak edip durdum. Kitaptaki anlatıma gore, şair ya da ressam olabilirdi ve sanki müzik onun için en uzak olan şeydi. Sanırım böyle hissetmem konusunda Patti Smith’in mütevazi kişiliği ve yazımının da payı büyük. Sefalet içinde geçen gençlik dönemleri ve buna rağmen yılmaz karakterlerinin onları getirdiği nokta tartışılmaz. Kitabı okurken Patti Smith'e tekrar tekrar hayran olmamak elde değil. Ayrıca Milliyet Sanat Haziran Sayısı’nda da bir Patti Smith yazısı bulmanız mümkün. 

Kitabın arka kapağında Johnny Depp alıntısına yer verilmiş;

Bir başyapıt, daha önce hiç açılmamış bir hazine sandığının içini görmek için ayrıcalıklı bir davet.” 

Ve son olarak kapağın sonunda yer alan kısmı ekleyelim:

"yaşlıca bir çift önümüzde durup alenen bizi incelemeye başladı. Robert ilgi çekmekten hoşlanıyordu, heyecanla elimi sıktı.

'Hadi, fotoğraflarını çek,' dedi kadın, hayretler içindeki kocasına.

'Sanatçılar galiba.'

'Hadi canım,' dedi adam, omuz silkerek. 'Çoluk çocuk bunlar.'"

(Tanıtım Bülteninden)

 Ebru

1 yorum:

Sibel dedi ki...

Çok etkilenmiştim okurken, benzer şeyleri hissetmişiz. Ayrıca müthiş bir edebi dili var değil mi? Keşke daha çok kitap yazsa, hep yazsa diyor insan...