Acaba hepimiz aynı zaman diliminde daha doğrusu şu “an”da mı yaşıyoruz? Yoksa her birimiz aklımızda ayrı ayrı zamanları dolaştırıp aynı zamanın yolculuğunu sadece bedenen mi paylaşıyoruz? Kimimiz dünü düşünüyor, kimimiz yarına kurmuş kendini. Çocukluğumuza, kaçırdıklarımıza, erişemediklerimize ya da erişmek istediklerimize çevirmişiz yüzümüzü. Belki okuduğumuz kitapta aklımız, belki de on dakika sonra başlayacak diziyi düşünüyoruz beyin kıvrımlarımızda.
Bunları söylerken, “an”ı yaşayalım, “hayat çok kısa” demek değil niyetim. Zaman kavramını algılayan, inançları ve hissettikleriyle kendini her an bir başka şey yapabilme, bir başkası olabilme yeteneğine sahip yaratıklarız. Hissettiklerimizce, bildiklerimiz kadar yaşıyor ve hayatımız üzerinde kontrol sahibi olabiliyoruz. Kendimizi çok küçük ya da çok büyük hissedebilme yetisi verilmiş bize. Acaba insan olmanın sınırlarının ne kadarının farkındayız? Aslında hangi zamanın insanlarıyız?