İşte yine Hindistan’dayız, fakat bambaşka bir Hindistan. Daha önce bu ülkenin Haldia ve Paradip şehirlerini gezmiştik. Bu iki şehir, oldukça fakirdi ve gezilip görülecek pek bir yer yoktu. Oysa Goa, bu iki şehrin yanında oldukça gelişmiş. Giyecekten teknoloji aletlerine dek aradıklarınızı bulmak, bir otelin kafeteryasında kahve içebilmek, bazı mekanlarda yemek yiyebilmek mümkün.
Goa, bir zamanlar Portekiz sömürgesiymiş. Bu nedenle yol üzerinde kiliselere rastlıyoruz. Burası öyle garip bir memleket ki, içinde onlarca dil konuşuluyor, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Budist’i ve bilmediğimiz pek çok dine mensup insan bir arada yaşıyor.
Bir denizci için Hindistan’a gelmek küçük bir kâbustur. Denizcilerin hiçbiri bu ülkeye gelmekten hoşnut olmaz. Burada geminin ne kadar kalacağı, yükleme ya da tahliyenin ne zaman biteceği belirsizdir. Profesyonellikten çok uzak bir iş akışı olmakla beraber, uzun zamandır seferde olan bu insanlar limandaki dışarıya çıkışlarda aradıklarını bulamaz. Bunun gibi pek çok nedenle Hindistan’ı sevmezler. Biz de dışarıya çıkacağımız ilk sabah botun habersiz bir şekilde gelememesi yüzünden ikinci günü bekledik.