10 Mayıs 2010 Pazartesi

Mutfak Düzenleyicisi (Organizer)


Uygun fiyata alınabilecek kumaşçı seçeneklerinden bir başkası da Yalova’da bulunan ve kilo ile kumaş satan bir dükkan. Yalova’ya yeni yerleştiğim ve artık malzemelerimi buradan elde ettiğim için Yalova’daki mekanları tarif etmek gereği duyuyorum.

Eski bir İstanbul’lu olarak güzel şehrimin Yalova gibi sakin bir kente yakın bir mesafede olması benim için ayrıca bir avantaj. Yine de diyebilirim ki aksesuar cenneti olan Eminönü- Mahmutpaşa civarını saymazsak Yalova’da çeşit çeşit ve ucuz kumaş bulabiliyor olmak oldukça güzel. Gelelim yakınımdaki kumaşçıya.

Bu kumaşçıyı her zaman olduğu gibi canım annem ziyaretimize geldiği zaman kısacık gezintisinde fark ediverdi. Eğer yeni olduğunuz bir yerde nerede ne var öğrenmek istiyorsanız annemin kısa bir gezintisi sonucu aktardıklarını dinlemeniz yeterli. Burası İstanbul’dan getirdiği dekorasyon kumaşlarını parçalar halinde satıyor. Bazen çok küçük bazen de çok uzun parçalar bulabiliyorsunuz. Dükkanın dış görünüşü pek bir izbe ve içeriye girdiğinizde önünüze çıkan karışıklık sizi “burada ne bulabilirim ki?” sorusunu düşündürebilir ama kumaşları karıştırmaya başladığınızda her yerde bulamayacağınız dekorasyon kumaşlarıyla karşılaşmanız mümkün. Hatta biraz fazla karıştırsanız evinizdeki koltuklarınızın kumaşı bile çıkabilir çünkü benim için öyle oldu.

Gelelim organizerimize; annemin eski mutfağında asılı duran ince kumaştan dikilmiş üzerinde cepler olan bir organizeri vardı. Elbette adı bu değildi ama eskilerin dekorasyon ve modası günümüze değişerek yansıyor. Bu konu belki yansımamıştır ama ben kendi mutfağımda artan kumaşlarımı bu şekilde değerlendirmek istedim. Ta bebekliğimizde hediye getirilen kumaşları kıyamamış kullanmaya da saklamış anneciğim. Sonra da değerlendirme imkanı bulamamış anlaşılan. Nihayetinde yıllar sonra tek bir deseni bile matlaşmadan benim evime giriverdi. Ben de tuttum o çiçekli kumaşı masa örtüsü yaptım. Mutfak masam küçük olunca bu kumaştan 80cm kadarlık bir kısmı arttı. Eh madem arttı ben de onu bahsettiğim dükkandan aldığım kırmızı kadife kalın kumaşımla kombinleyip mutfağıma bir şeyler dikeyim dedim. Böylece mutfağımdaki ıvır zıvırımı toplayacak bir düzenleyicim olmuş bulundu.

Öncelikle kendi ölçülerime göre kestiğim kumaşların kenarlarına overlok yerine dikiş makinemdeki nakış desenlerinden birini geçtim. Sonrasında ön yüz ve arka yüzü birleştirmeden ön yüz üzerine yapacağım cepleri enine dikdörtken biçimde dümdüz keserek ceplerin katlanacak kısımlarını ütüledim. Kumaşım kalın olduğu ve kumaşa uygun dikiş iğnem olmadığı için normal kalınlıktaki iğnemi kırdım ama sonrasında kendi kontrolümle gayet rahat bir dikiş uygulaması yaptım. Dikiş konusunda çok iyi olmadığım için bazı görsel sakatıklar ortaya çıktı ama yine de kendi kullanımım için gayet kullanışlı ve yeterli oldu. Cepleri katlayacağım yerden ütüleyip ön kısma dikmemin ardından arka kısmı ön yüzle birleştirip açık bıraktığım bir yerinden döndürdüm. Bu döndürme sırasında köşe kısımları çapraz olarak kesip sert bir cisimle iterseniz daha iyi bir köşe görünümü elde edersiniz.

Burada kullandığım cep şekli “körüklü” olduğu için bir hali kalın bir dikiş yapmam gerekti ama böylece cep içleri daha hacimli nesneleri de içine alabilecek. Büyük bıraktığım alt gözlerden sonra ekstra bir ekmeklik almama gerek kalmadı. Tabi bu çok ekmek tüketen aileler için çok kullanışlı olmayabilir ama benim için gayet uygun oldu.

Son olarak “kuşgözü” basan bir tuhafiye aramam gerekti. Giysilerde kullanılan delikli metallere tekstilde “kuşgözü” deniyor ve pek çok giysi için hem dekoratif hem de bağlama efektlerinde bence çok hoş görünüyor. Buradaki bazı terzi ve tuhafiyeler kuşgözünün ne demek olduğundan habersiz olsa da daha önce alışveriş yaptığım bir kumaşçının kuşgözü bastığını öğrendim. O da bana kumaşım kalın olduğu için istediğim boyuttaki bir kuşgözünü ancak brandacılarda bulabileceğimi söyledi. Şehrin küçük olmasının her yere ulaşım açısından bunun gibi avantajları var. Biz de sevgiliyle birlikte bisikletilerimize binip tarifini aldığımız brandacıya gittik. Brandacı daha kaba işler yaptığı için işaret yerlerini tam ortalayamasa da bitmiş halini kapıya astığımızda kötü bir görüntüsü olmadı.

Şimdiyse sıra sevgili Özlem’den ilhamla, onun kedi olarak tasarladığı bezden poşetliğin değişik bir versiyonunu dikip düzenleyicimin üzerine asmak. Çünkü plastik poşetliğim, evdeki torbalarla dolup taştı. Şimdilik üzerinin boş ve cepsiz olmasının sebebi de bu.

Ebru

9 yorum:

Dilek dedi ki...

canım ellerinize saglık ..
ne diyeyim resimler gayet basarılı anlatım da güzel ...
insallah darısı bana :D
sevgiler...

seran dedi ki...

canım çok güzel bir blog oldu ikinizde harikasınız.
Hele bu mutfak düzenleyicini çok ama çok beğendim mükemmel bir uyum var kumaşlarda tabii senin fikrinlede bütünleşince diyecek tek kelime muhteşem...ellerine sağlık canım.

ebr-u ozlem dedi ki...

İnşallah Dilekçim darısı başına, çok hoş olacağına eminim.

Serancım, çok teşekkür ederim.Ben de yaparken çok keyif aldım. Özlemle birlikte bu işe girişmiş olmak da ayrıca çok isabetli oldu. Güzel şeyler yapmak için birbirimize itici güç olabilmek harika.Hep birlikte güzel vakitler geçirmek dileğiyle...

Yorumlarınızı okumak ne güzel.
Ebru

G dedi ki...

İşte girişimci bayanlar:)
arkadaşlar ellerine sağlık, artık güzel çalışmalarınızı, Ebru'nunda dünya turunu burdan takip ederiz.
Emeğinize sağlık...

mehtap dedi ki...

Ellerinize sağlık kızlar. Bu mutfak düzenleyici süper bişey, yapabilirmiyim diye baktım ama dikiş makinesi gerekiyor :(

Ben girmeyeli bloğunuz çok güzelleşmiş, ellerinize sağlık.

ebr-u ozlem dedi ki...

Çok teşekkür ederiz Mehtapçım
Biz senin için yaparız da istersen, zor bir şey de değil... sevgiyle
Ebru

Adsız dedi ki...

kuşgözü bastırdığınız yeri söyleyebilirmisiniz. Acaba bu yer istanbuldamı bana acil kuşgözü basan atölye, tuhafiye her neresiyle öyle bir yer lazım. :)

ebr-u ozlem dedi ki...

Ebru kuşgözünü Yalova'da açtırmıştı. İstanbul'da Şişli-Osmanbey'de birkaç yer olduğunu duymuştum. Benim bildiğim Şişli, Gazi Sinemasının karşısındaki, ismini hatırlayamadığım bir pasajın içinde. Oralarda pasajlar ve tuhafiyelere sorarsanız farklı yerleri tarif ederler mutlaka.
Kolay gelsin şimdiden ;)

Özlem

Özlem

ebr-u ozlem dedi ki...

Merhabalar...

Ben Yalovayı yeni tanıyan biri olarak kumaşçı ve tuhafiyelere sorarak bulmuştum kuşgözü basabileceğim yeri. Fakat İstanbul'da küçük mahallelerdeki tuhafiyelerin bazıları bile kuşgözü basıyor. Üstelik Merter, İkitelli, Osmanbey gibi yerlerde ara sokaklarda bulunan konfeksiyonların bir kısmında da kuşgözü basabilen aletler mevcut, toplu basımlar çok daha ucuza gelecektir..

Dilerim ben bunları yazmadan, böyle mekanlardan birini bulmuşsunuzdur...

Ebru