29 Mayıs 2011 Pazar

Mehmet Güreli ve Azıcık İlhan Koman


 
İşte hayran olduğum bir insan tipi. Sanatın pek çok dalına bulamış elini ama hepsinden de alnının akıyla çıkmış. Bir zamanlar onun söylediğini bilmeyerek radyoda sıklıkla dinlediğim bir şarkı vardı:

"Bulut geçti, gözyaşlarım kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez, kimse bilmez…"

Ömer Hayyam’ın rubaisinden derlenmiş harika bir şarkı. Sonradan öğrendim Mehmet Güreli’ye ait olduğunu. Ardından ismini pek çok yerde duymaya başladım. 


Onun şarkıları genelde enstrümantaldir keşke hepsinin üzerine o güzel sesiyle bir şeyler söyleseymiş. Resimleri başka güzel, şarkıları başka. Yazar, yayıncı, gazeteci, film yönetmeni, kitapçı, karikatürist özelliklerini ayrıntısıyla bilmiyorum. İkinci Bahar dizisindeki kasap rolünün onun olduğunu da bilmiyordum çünkü yüzüyle değil, sesiyle tanımışlığım vardı. 

Mart ayının Aktüel dergisinde Alper Görmüş’ün Mehmet Güreli’nin röportajından derlediği yazını ilgiyle okudum, çok sevdim. Rahatlıkla “sanatçı” diyebileceğim bu insanın, kişiliğinin de göründüğü gibi olduğunu öğrenmiş oldum, yazının içeriğini de çok beğendim. Mutlu bir insanmış Mehmet Güreli, öyle de bir çocukluk geçirmiş. Diyor ki Alper Görmüş;

Zaten hep bir utanma duygusu yok mu Mehmet Güreli’nin suratında? Var. Hatta verimliliğiyle insanı komplekslere sürükleyen başarısına rağmen sanki hafiften bir özgüven eksikliği bile okunmuyor değil o surattan…
…En üst algı düzeyinde bile başarısı teslim edilen bir insanın şişik bir egoya sahip olmaması; hatta suratında hep bir utanma duygusuyla dolaşması ve hatta belli bir özgüven eksikliğinin bulunması; bu çağda bence asıl büyük başarı budur.”

Mehmet Güreli sanatın amacının “sevinç yaratmak” olduğunu düşünüyor. Entelektüel geçinmek gibi bir kaygısı yok, doğal ve üretken. İşte bu yüzden tam bir entelektüel…


Ben onu çok iyi bir heykeltıraş olan İlhan Koman’a çok benzetirim. Neden bilmiyorum, belki gerçekten fiziksel olarak benzediklerinden, belki de ikisinin de perde arkasında kalmış olmasına rağmen eserleriyle dolup taşan bir hayat yaşamalarından. İlhan Koman harika bir heykeltıraş, ünlü Akdeniz heykelinin de yaratıcısı. Uzun bir zaman önce onun retrospektif sergisini gezmiştim. İlk kez bir heykel sergisinde çok uzun vakit geçirdim ve bu kadar etkilendim. Eserleri sanki içime işledi, heykeller bir ara hissettiklerimi kulağıma fısıldayıverecek sandım. Onu da anmak bu yazıya kısmet oldu.
…ve Mehmet Güreli’yi dinlemediyseniz buğulu ve rahatlık veren sesine kulak vermenizi öneririm.

Ebru

İlhan Koman / Akdeniz Heykeli


Hiç yorum yok: