10 Eylül 2012 Pazartesi

İzmir Doğal Yaşam Parkı


Hayvanları Seviyoruz 

Bugün İzmir’in kurtuluşunun 90. yıldönümüydü. Bugün de blogumuzu güncellemezsen ne zaman güncelleyeceğiz değil mi? Kısa bir süreye kadar Yalova’da yaşarken, henüz ne olduğunu anlamadan İzmir’e yerleşmiş bir İstanbullu olarak yeni bir şehir tanımaya başlıyorum. O vesileyle İzmir Doğal Yaşam Parkı’nı gezmeye karar verdik.

Önceki yazılarımdan birinde Afrika’da yaptığımız safaride, hayvanların çok büyük bir ortamda kontrollü olarak rahatça dolaşmalarına tanık olmuştum. Bu park bana orayı hatırlattı. Çok benzemese de pek çok hayvanın herhangi bir hayvanat bahçesinden daha rahat bir ortamda dolaşıyor olmaları çok güzel. Giriş ücreti yetişkinler için 3 TL, öğrenciler için 1TL, oldukça ucuz.

İzmir Merkez’den Doğal Yaşam Parkı’na ulaşım rahat. Eğer kendi aracınızla gelecekseniz hem rahat hem de keyifli bir yol sizi bekliyor. Otoparktan ücret talep edilmiyor oluşunu da ekleyelim. Zira biz İstanbullular pek alışık değiliz böyle uygulamalara. Ayrıntıları  Doğal Yaşam Parkı'nın kendi sitesinden de öğrenebilirsiniz.

Hayvanların yaşadığı bölgeler düzenli bir şekilde bölünmüş. Çocuk Hayvanat Bahçesi, Afrika Savanı, Tavus Kuşları ve Sülünler gibi bölümlerde orada yaşayan hayvanları görmeniz mümkün. En sevdiğim bölümlerden biri Tropik Merkez kısmıydı. Burası kapalı bir alan ve soğutulup nemli bir ortam oluşturulmuş. İçeride papağanlar, yılanlar, timsah ve kaplumbağa gibi hayvanlarbulunuyor. Bu tropik alanda ağaçlardan sarkan muzlar bile var.
Pelikanlar muhabbet halindeler:

 Bu tavus kuşu rahatça etrafta dolaşıyor:


Onları sevebilmek için korkmamak gerekiyor galiba. Bu güzel at yanımızdaki ailenin bebeklerine verdiği mamadan kendine pay çıkarmak için gelmiş:


Zürafaların yüzleri bana hep hüzünlü gelmiştir. Bu zürafa da Seyir Terası'ndaki insanların elinden ot yiyor: 


İşte Sevgili'nin çok yakın zaman önce üzerine binip bir kez daha hayran olduğu, ihtişamlı ve sevimli, akıllı hayvan. Üstelik aynadaki görüntüsünün gerçek olmadığının ayırdına varan birkaç hayvandan biriymiş kendileri:

Halka kuyruklu lemurların yüzündense fırlamalık fışkırıyor:

Tropik Merkez'deki serbest papağanlar dokunulacak kadar yakında duruyorlar.



Bu koca kaplumbağanın canlı olup olmadığını anlamam için dakikalarca izlemem gerekti: 



Flash kullanımı yasak bir ortam olduğu için iguana ve diğer yılanların fotoğrafları yok. Sadece ışık altında dolanmış bu ilginç yılanın fotoğrafı net:


Biraz da olumsuz kısımlardan bahsedelim. Mekanı gezerken Belediye makinelerinin çalışmasına denk geldik. Çalışmalar yüzünden bazı hayvanlar kendini göstermediler, yuvalarında saklanmışlardı. Böyle bir yerde en yoğun zaman olan hafta sonunda iş makinelerini çalıştırmak hoş gelmedi gözümüze. Ayrıca kapalı alanlardaki pek çok bölgede asılı uyarılara rağmen insanlarımız fotoğraf makinelerini flashlı kullanmaya devam ediyordu. Okumayı mı sevmiyoruz, kurallara mı aldırmıyoruz?

Girişte dağıtılan broşürlerde parkın haritası mevcut fakat dolaşması kolay bir alan olduğundan haritaya ihtiyaç duymadık. İçerideki restoran atıştırıp çay içmek için oldukça ideal, üstelik çok da ucuz. Yürüyüşün tadını çıkarmanızı dilerim.

Hiç yorum yok: