12 Ekim 2012

İzmir'de Jehan Barbur

Bu yazıyı konserin hemen ardından yazabilmiş olsaydım, eminim çok daha coşku dolu bir yazı olacaktı. Fakat konser iki saat yirmi dakika kadar süren dolu dolu bir dinleti olunca eve dönüp de oturup yazmaya takatim kalmadı. Jehan Barbur’un dün geceki Alsancak Bios konserine öncelikle Sevgili’nin isteği üzerine gittim. Bir iki parçayı bilmiyor değildim ama yeni çıkan Sarı albümünün tanıtım konserine gitmek aslında benim için büyük bir cesaret örneğiydi. Sıkılacak mıydım ki acaba?

Bios’un konser sahnesi normallerinden biraz yüksek, sahneyi görmek adına bu çok olumlu bir şey. Sahne düzeni ve ses sistemi de oldukça başarılıydı. Konser başladığında önce orkestra yerini aldı. Ardından Barbur’un güzel sesiyle okuduğu Sarı şiirini duyduk ve gözleri kamaştıran güzelliğiyle orkestranın arasına katılışını izledik.

Bir ara sokakta öldüm... 
Dün 
Öylece yani. 
Birdenbire 
Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde 
Granit duvarlı binanın anlamsızlığına, 
Şehrin boşu boşunalığına içerlerken 
Bırakmışım son nefesimi kaldırıma 
Bitmiş, 
Öylesine yani. 
Birdenbire 


İlk anlardan itibaren sesinin çok nadir perde güzelliği, şarkı söylemekten aldığı kişisel zevk ve tavırlarındaki samimiyet bizi de sardı. Henüz 1-2 hafta önce piyasaya çıkmış olan albümündeki şarkıların dinleyiciler tarafından ezbere söylenmesi görülmeye değerdi. Fark ettirmemeye çalıştıysa da dinleyicilerin bu halleri Barbur’un gözlerinin dolu dolu olmasına yetti. En ufak bir yapmacıklık sergilememesi; en ufak olumsuz duyguya sebebiyet vermeden konser alanına çivilenmemize neden oldu. Uzun süren konser boyunca hiç sıkılmadan ve büyük bir keyifle konseri bitirdik. 
Sıkılmak mı demiştim? Tersine; mutlu mesut, böyle bir sesin yurdumda bulunmasından memnuniyet duyarak döndüm evime.


Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Konsere ara verilir verilmez etrafımızdaki insanlar sigara içmeye başladılar. Bu durumu Bios sahiplerinin duyarsızlığına mı yoksa kapalı alanda sigara içerek diğer insanlara karşı tüm saygısızlığını takınmış dinleyiciye mi mal etmem gerektiğine karar veremedim. Yazık ki bu durum bu tip organizasyonların yapıldığı tüm mekanlarda karşılaştığımız bir sıkıntı.

Jehan Barbur’la beraber orkestrasına da ayrıca teşekkür etmek gerek. Harika çaldılar, keyfe keyif kattılar. Ayrıca bir blog yazarı olduğunu, Bülent Ortaçgil’in desteğini aldığını, Feridun Düzağaç gibi şarkıcılara şarkı yazdığını öğrenmek de pek hoşuma gitti doğrusu. Dinlememiş olanlarınıza bir kulak vermenizi öneririm. Pişman olmayacaksınız.


Hiç yorum yok: